Türk otomotivinde güçlü yatırım dönemi
Türkiye otomotiv sektörünün en köklü çatı kuruluşu Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), 51’inci Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Genel Kurul’da 2022 yılında derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı devralan Cengiz Eroldu yeniden Başkan olarak seçildi. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu ve T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar’ın katıldığı Genel Kurul’da konuşan Cengiz Eroldu, “2025 yılı, Türk otomotiv sanayisinin yatırımlarına devam ettiği, yeni projelerini hayata geçirdiği, üretim ve mühendislik gücü ile ihracat kapasitesini bir kez daha ortaya koyduğu bir yıl oldu” dedi.
Türkiye otomotiv sanayisine yön veren 13 büyük üyesiyle sektörün en köklü çatı kuruluşu olan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), 51’inci Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Cengiz Eroldu beşinci döneminde yeniden Başkan olarak seçilirken, Başkan Vekili Süer İsmail Sülün, Başkan Yardımcıları Güven Özyurt, Lionel Jaillet, Murat Bülbül ve Muhasip Üye Yusuf Tuğrul Arıkan oldu.
10 yılda 10 milyar doların üzerinde yatırım yaptık
OSD Başkanı Cengiz Eroldu, “Türk otomotiv sanayisi son yıllarda yapılan kapasite artışlarıyla beraber 2,2 milyonu OSD üyelerinden olmak üzere toplam 2,5 milyonluk üretim kapasitesine sahip. Güçlü bir otomotiv sanayisine sahibiz, bu Avrupa ölçeğinde de gerçekten önemli bir boyut. 2025 yılını geçen seneye göre yüzde 4’lük artışla 1,4 milyon adet seviyesinde üretim yaparak kapattık.
Yatırımlarımıza 2025 yılında da devam ettik ve üyelerimiz 1,2 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleştirdi ki Türkiye’de son 10 yılda 10 milyar doların üzerinde yatırım yaptığımızı söyleyebilirim. 2025 yılında ihracatımız da 1 milyon adedin üzerinde oldu. Bizi sevindiren önemli başlıklardan biri, ihracat değerimizde kaydedilen güçlü performans oldu. 2025 yılında 41,5 milyar dolarla en yüksek ihracat değerine ulaştık. Bu bakımdan da son derece memnun ve gururluyuz. Aynı zamanda Türkiye’nin en çok ihracat yapan sanayisi konumundayız. Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 18’ini otomotiv sanayii gerçekleştiriyor ve bu da önemli bir başarı” dedi.
Hafif ticari üretiminde Avrupa liderliğini geri aldık
Sektörün, Türkiye’nin istihdam gücüne de önemli katkı sağladığını vurgulayan Cengiz Eroldu, şöyle devam etti: “Sanayi olarak 60 bine yakın doğrudan, 550 binin üzerinde de endirekt olarak istihdam sağlıyoruz. Ar-Ge, bizim için stratejik öneme sahip bir alan ve bu alandaki yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.
Toplam 18 Ar-Ge merkezimiz var. Patent çalışmalarımızın sonuçlarını 2025 yılında 202 toplam patentle aldık. Toplam Ar-Ge harcamalarımız 25,4 milyar TL seviyesinde oldu ki bu da her sene artış gösteriyor. Bir diğer konu da Ar-Ge ihracatı, her sene gittikçe büyüyen bir Ar-Ge ihracatı gerçekleştiriyoruz. Bu sene 300 milyon dolara yaklaştık. Burada da büyümemizi her sene artırmayı hedefliyoruz. 2025 yılı 3 tane önemli rekora sahne oldu.
Bir tanesini söyledik ihracatta 41,5 milyar dolarlık toplam ihracat. Diğeri en çok ihracat yaptığımız hafif ticari araç senesi oldu 2025 yılı, 435 bin hafif ticari araç ihracatı gerçekleştirdik. Bir diğer başarımız da otobüs ve midibüste 12 bin 655 toplam adetlik ihracatımız oldu ki bizim için bir diğer gurur kaynağı Türkiye otobüste Avrupa’nın en çok üretim yapan ülkesi. Hafif ticari araçlar için de bu böyle. Bu iki alt sektör bizim aslında son derece güçlü olduğumuz ve Avrupa’da önemli paya sahip olduğumuz alt segmentlerimiz.
AB içindeki konumumuza baktığımız zaman otomobilde Türkiye 6’ncı sırada, hafif ticaride ise 1’inciyiz. Geçen sene ikinciliğe düşmüştük bu sene tekrar birinciliğe geçtik. Yeni yaptığımız yatırımlarla da bu birincilikteki pozisyonumuzu daha da önümüzdeki yıllarda güçlendireceğiz. Otomobil, hafif ticari araç toplamında ise AB’de 5’inci imalatçı durumundayız.
Bu da son derece önemli bir rakam. Diğer gururumuz da otobüs, otobüste de Türkiye Avrupa’nın lider ülkesi. Bugün Türkiye’de otobüs üretimi olmasa Avrupa’da binecek otobüs bulmak herhalde zor olacak. Dünyada da yerimiz son derece başarılı. Hafif ticari araçlarda dünyada 9’uncu durumdayız. Toplam hafif araç üretiminde dünyada 13’üncü, otobüs üretiminde de dördüncülüğümüz var.
Bunlar da Türk otomotiv sanayinin ne kadar olumlu bir ölçeği yakaladığını bize gösteriyor. İç pazardaki payımız bu sene istediğimiz seviyede olmadı maalesef. Toplam yüzde 29’luk bir payla bu seneyi kapattık. Yatırımlarımız devam ediyor, yeni yatırımlar da yapmaya devam edeceğiz ve bununla da yerli oran payımızın önümüzdeki yıllarda daha da arttığını hep birlikte göreceğiz.”
.jpg)
OSD üyelerinde kadın istihdam oranı toplamda yüzde 17, ofis çalışanlarında yüzde 31 seviyesinde
Otomotiv sanayinin geçmiş yıllarda dış ticaret dengesinde çok büyük artı verdiğini hatırlatan Cengiz Eroldu, “Son 3 yılda maalesef Türk otomotiv sanayinin nötr bir ticaret dengesiyle karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Bu da bizim ülkeye daha fazla yatırım çekme, daha fazla ihracat yapıp iç pazardaki yerli üretimin payını artırma ihtiyacını bize gösteriyor. Bu konuda da biz çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye konuştu. Sanayinin ana konularından bir tanesinin de sürdürülebilirlik olduğunun altını çizen OSD Başkanı Cengiz Eroldu, şunları söyledi: “OSD olarak 2020 yılından bu yana her sene üyelerimizin yaptığı çalışmaları bir rapor altında yayınlayıp Türkiye’de örnek sanayi olma misyonumuzu devam ettirmek yolunda çalışıyoruz. Her sene yayınladığımız bu raporlarla da şeffaf bir şekilde çevre ve sosyal yatırımlar anlamında yaptıklarımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz.
Burada da yaptığımız önemli iyileşmeler var. Son 5 yıla baktığımızda karbon emisyonumuzu otomotiv sanayi üyeleri olarak yüzde 40 seviyesinde azalttığımızı görüyoruz. Tabii sosyal performans da sürdürülebilirlik açısından önemli. Burada öncelikli olarak da yarattığımız istihdam bizim için çok değerli. Diğer taraftan kadın istihdamına da Otomotiv Sanayi Derneği'nin bütün üyeleri fazlasıyla önem veriyorlar. Burada da kadın istihdam sayımızda belli mertebelere geldiğini görüyoruz. OSD üyelerinde kadın istihdamı yüzde 17 seviyesinde. Ofis çalışanları özelinde bakıldığında bu oran yüzde 31 seviyelerine çıkıyor. Bu konuda da çalışmalarımızı devam ettireceğiz. OSD olarak iki sene önce bir ilke imza attık. Burada bir Avrupa Birliği'nin fonladığı projesine başvurduk, kabul edildi. Burada tabii bu projenin amacı da Türk otomotiv sanayini yeşil mutabakata hazırlamak. Bu yıl bu projenin ikinci senesini tamamlandık. Bu konuda da başarılı bir şekilde devam ediyoruz.”
Dünya değişiyor biz de buna ayak uyduracağız
Otomotiv sektöründe her şeyin uzun vadeli olduğunu ifade eden Cengiz Eroldu, “İş yaptığımız zaman hep 5 yıl, 10 yıl, 15 yıllık perspektifte bakıyoruz. Onun için bizim faaliyetlerimiz her zaman uzun soluklu oluyor. Burada iki tane uzun soluklu faaliyetimiz var. Bir tanesi Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC. Bunu 10 yıldan beri yapıyoruz. Sanayide çalışan mühendislere farklı fikirlerle karşılaşacağı bir ortam yaratmak burada amacımız. Bir ikinci çabamız da; özellikle pandemi döneminde gençlerimizin staj yapma imkânı olmadığı için o dönemde başladığımız Otomotiv Yaz Kampı. Bunun da tabii çok faydalı olduğunu görünce pandemi sonrasında da devam ettirdik açıkçası. Çok büyük katılım oluyor. Bu sene beşincisini yaptık. Büyük bir katılımla bunu da daha çok uzun yıllar devam ettirmek istiyoruz.
Dolayısıyla bizim aslında Otomotiv Sanayi Derneği olarak bütün amacımız; üyelerimizin, otomotiv sanayinin, Türk tedarikçilerinin, rekabetçiliğinin korunması ve geliştirmesi. Bu konuda da kamu-özel sektör iş birliğinin en iyi örneklerinden bir tanesini neredeyse otomotiv sanayi veriyor. Tabii burada da sayın bakanımıza bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten son derece uyumlu ve birlikte çalışan bir yapımız var.” dedi. 2025 ile şiddetini artıran bir değişen dünya düzeni oluştuğunu vurgulayan Cengiz Eroldu, şöyle devam etti: “Şimdi değişen dünya düzeninde hepimiz yerlerimizi korumaya ve kendimizi daha ileriye nasıl taşırız buna bakıyoruz.
Dünyada belirsizliğin ve korumacılığın arttığı bir dönemdeyiz. Eskiden çok fazla globalleşme konuşurken artık globalleşmeden yerele geçişin yaşandığı bir dönemdeyiz ve Çin kaynaklı da ciddi bir rekabet baskısıyla karşı karşıyayız. Türkiye ile AB arasındaki otomotiv sektörü entegrasyonuna baktığımızda, şu anda otobüslerin hepsini Türkiye yapıyor. Benzer şekilde hafif ticari araçların büyük kısmını Türkiye yapıyor, yoksa Avrupa otomotiv sanayi de çok zorlanırdı bu dönemde. Büyük bir komponent ihracatı var.
Bu komponent ihracatı bir tekstil gibi değil. Bir anda, bir yerden bir yere malları gönderip, değiştiremiyorsun. Uzun sürüyor ve çok zorlayıcı bir süreç olur Avrupa Birliği için. Tabii bizim bunu iyi anlatmamız lazım. Bu değişen dünya düzeninde, rekabetçilikte sorunlarımız var. Bunun için de verimli bir plan çıkartmamız lazım. Otomotiv sanayi lideri olarak da bunun farkındayız.
Dolayısıyla bizim verimlilik odağında rekabetçiliği geliştirecek şekilde otomotiv sanayini ileriye doğru taşımamız lazım. Dünya gelişiyor, biz de buna ayak uyduracağız. Biz kamu ile çok iyi çalışan bir sektörüz. Bu birlikte çalışma frekansımızı, şiddetimizi daha da artırmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Dikkatli olmamız lazım. Çok tehdit var etrafımızda. Biz bu birlikteliğimizi ve rekabetçiliğimizi devam ettirdikçe de bu zor günlerden de hep birlikte başarıyla çıkacağız. Buna da son derece inanıyoruz.”

